
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Mustafa Kemal Atatürk 20 Ekim 1927

Atatürk, ölümünden 50 yıl sonra açıklanmak üzere bir vasiyet bırakmıştı. Kenan Evren, 1988′de Atatürk’ün vasiyetini açmış, ancak “açıklanmasını sakıncalı görüp” tekrar kilitlemişti. Atatürk, sözlü olarak Fevzi Çakmak’ın Cumhurbaşkanı olmasını ve dış politikada da Türk-Sovyet dostluğunu vasiyet etmişti.
MEHMET PERİNÇEK
Bu 10 Kasım’da Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün üzerinden 66 yıl geçmiş olacak. Büyük önder, ölümünden 50 yıl sonra açıklanmak üzere bir vasiyet bırakmıştı. Vasiyet, Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi’nde saklanmıştı. 1988′de dönemin Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Atatürk’ün vasiyetini açmış, ancak “açıklanmasını sakıncalı görüp” gizli tutulmak üzere Genelkurmay Harp Dairesi’ne geri göndermişti.
KÜÇÜK AMERİKA İÇİN SAKINCALI
Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusunun vasiyeti, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı tarafından “sakıncalı” bulunmuştu. Gerçekten de Atatürk’ün devrimleri ve fikirleri Türkiye’yi Küçük Amerika yapmak isteyenler için sakıncalı olabilirdi. Bu yüzden yıllarca Atatürk’ün fikirleri çarpıtıldı, sansürlendi.
Ancak Atatürk’ün devlet yöneticilerine ve yakın arkadaşlarına birkaç defa ifade ettiği sözlü vasiyeti çeşitli kaynaklara yansıdı. Atatürk, sözlü vasiyetinde, kendisinin Cumhurbaşkanı adayını açıklamış, Türkiye’nin dış politikasının izleyeceği hattı belirtmişti.
CUMHURBAŞKANLIĞI’NA FEVZİ ÇAKMAK’I ÖNERDİ
Kaynaklara göre Atatürk, kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olarak Mareşal Fevzi Çakmak’ın seçilmesini istemişti. Bu öneri, Mustafa Kemal tarafından ilk olarak doğrudan Çakmak’a da yapıldı. Hatta Genelkurmay Başkanı Çakmak’ın milletvekili olarak Cumhurbaşkanı seçilebilmesi için erken seçim bile tasarlandı, anayasanın değiştirilmesi bile düşünüldü. İddialara göre Atatürk, ölürken Fevzi Çakmak’ın Cumhurbaşkanı olacağına emindi. Ancak daha sonradan Celal Bayar’ın İnönü’yü desteklemesiyle durum değişti ve İnönü Cumhurbaşkanı oldu.
devamını oku…
Bugün Çin Halk Cumhuriyeti’nin sınırları içerisinde yer alan, Xian şehrine 100 km uzaklıkta Qin Ling Shan dağlarında ön-Türk uygarlıklarından birisi tarafından inşa edilmiş, etrafında irili ufaklı 100 adet piramitle beraber, 300 metre
yüksekliğinde bir piramit bulunmaktadır. Beyaz piramit’in ikinci dünya savaşı sırasında Çin’e yardım malzemesi götüren bir c-54 uçağından çekilen fotoğrafı 1957 yılında ilk kez life dergisinde yayınlanmıştır. Bu piramitleri araştırmak üzere 1994 yılında Şensi Bölgesinde bir araştırma gezisi yapan alman bilim adamı Hartwig Hausdof kendi koleksiyonundan birkaç resmin halka açılmasına izin vermiştir. Hausdorf’a göre piramitlerin yapım tarihi en az m.ö. 2500’ler civarındadır. Bölge Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yasak bölge ilan edilmiş olduğundan dolayı piramitler içerisinde bulunan mısır medeniyetinden çok ileri bir teknikle mumyalanmış olan cesetler ve ön-Türkçe yazıtlar üzerinde araştırma yapılamamaktadır. Türk bilim adamı Kazım Mirşan yaptığı araştırmalarda ön-Türk uygarlıkları tarafından ot-oğ olarak isimlendirilen ön-Mısır’a m.ö 3000 yıllarında Doğu Anadolu’dan isub-ög yazısının gittiğini tespit etmiştir. Kazım Mirşan’ın bugüne kadar anlamı çözülemeyen 184 adet mısır hiyeroglifini ön-Türkçe olarak okumuş olduğu ve mumyalama tekniklerinin yine m.ö. 3000’li yıllarda Altaylarda geliştirildiği
düşünülürse piramit inşa teknolojisinin eski Mısır’a ön-Türk uygarlıkları tarafından öğretildiği sonucuna ulaşılmaktadır. Tüm insanlık tarihini değiştirerek; medeniyetin asil yaratıcısının Türkler olduğu sonucunu doğuran bu olağanüstü keşif batılı bilim adamları tarafından ısrarla görmezlikten gelinmekte ve insanlığın bilgisinden daha uzun süre saklanması mümkün olmayan bu piramitleri başka bir uygarlığa mal etmeyi amaçlayan maksatlı çalışmalar yapılmaktadır.
devamını oku…
Türkler batıya doğru ilerlerken, batının her ülkesinin Türk korkusuyla inlediğini, bu korkuyla yatıp bu korkuyla kalktıklarını, Türkleri insan yiyen canavarlar olarak gördüklerini, hatta Polonya’nın Türklerle savaşmaktan korkup bize dokunmayın biz vergimizi verelim dediğini daha sonra Polonya’nın saldırıya uğradığı bir zaman da Türklere gelip bize saldırıyorlar dediğinde oraya sadece MEHTER takımını gönderdiğini ve Polonya’ya saldıran düşmanların mehter takımını gördüğünde arkasına bile bakmadan kaçtığını ve o günden bugüne Polonya da halen kutlanan Türk günü olduğunu biliyor muydunuz? Senede bir gün Polonyalılar ellerine Türk bayraklarını alıp, yeni çeri kıyafetlerini giyer ve mehter takımı eşliğinde yürürler… Almanya da ise Türklerden korunmak için papazların yazdığı birçok dua kitabı olduğunu, yeniçerilerin insan yediğini düşündüklerini biliyor musunuz? hatta Çanakkale de esir düşen bir Anzaklı teğmen korkudan titriyormuş, bizim paşa sormuş neden korkuyorsunuz siz askerlik mesleğini seçmişsiniz bu işi seçtiniz de bunların başınıza gelebileceğini düşünmediniz mi? bunları sizlere öğretmediler mi diye sorar? teğmenin ise cevabı şu olur; şeeyyy yannii siz efendim siz insan yiyormuşsunuz bize komutanlarımız böyle dedi paşalar uzun süre güldükten sonra rahatına bak evlat, bir ihtiyacın var mı diye sorar, hayır yok der… bunları biliyor musunuz Avusturyalıların iki asır Türkler gelecek diye ölüm korkusuyla yaşadıklarını düşüne bili yomusunuz iki yüz sene gözler hep sınırda bugün gelecekler, yarın gelecekler, öbür gün gelecekler,önümüzdeki hafta gelecekler bu hep böyle devam etmiş (200 yıl) iki asır, Türk korkusu içine işlemiş hala daha Türk dediklerin de korktuklarını geçen yıllar da bir bakanımızın Avusturya’yı ziyareti sırasın da bir vatandaş tarafından bakanımıza hiçte ATİLLA ‘ya benzemiyormuşsunuz dediği hala içlerin de korkunun var olduğunun bir göstergesi… Zaten Avrupa birliğine almamalarının en büyük sebeplerinden biridir Türk korkusu!!! düşününce saçma gele bilir fakat bundan daha (90) yıl öncesine kadar o coğrafyayı biz yönetiyorduk bizim Avrupa birliğine girmemiz demek bütün balkanların Türkiye ye doğru kayması demek TÜRKİYE büyük bir ülke hem askeri bakım dan hem coğrafi hem de millet olarak. Dünya çapında 250 milyon Türk var ve büyük çoğunluğu Avrupa ve Balkanlarda Müslüman kesimi de unutmamak lazım bunların aynı anda Türkiye ye kayması demek yani bugün Avrupa birliğinin ağar topları kendi elleriyle Avrupa birliği fonlarıyla kendi elleriyle Türkiye’yi ekonomik olarak geliştirmiş olacak hem bütün bu coğrafyayı Türkiye’ye teslim etmiş olacak. O yüzden Almanya Başbakanı Merkel’in seçim propagandalarına kızmamak lazım, ne diyordu seçim propagandasında Sayın Merkel? (BERLİN ,ISTANBUL OLMAYACAK) Bu gün Türkiye’nin hem RUSYA hem AMERİKA hem İSRAİL ile menfaatleri uyuşuyor.Gelelim Müslüman ülkelere İran ,Suriye,Türkiye’nin askeri anlamda arka bahçesi denilen Pakistan, Irak bunlar da Türkiye olmadan yaşamayacağının farkında oldukları için Türkiye’ye her geçen gün daha da yakınlaşmaktalar ve Türk cumhuriyetleri onlarda aynı şekilde her geçen gün yakınlaşmaktalar TÜRKİYE BÖLGEDE YÜKSELEN GÜÇ. Askeri anlamda her geçen gün zayıflayan bir Avrupa var. Bugün Türkiye Nato’nun en büyük ve en güçlü ordusudur. Avrupa her yıl askeri harcamalarını düşürmekte buna rağmen Türkiye ise bütün engellemelere rağmen, her yıl savunma bütçesini arttırmakta ve birçok ihtiyacını da kendi karşılamaktadır. Bu yüzden Türkiye’nin Nato’dan çıkması demek Avrupa da aşırı derecede güvenlik zafiyeti oluşacak demek.Yani Almanya ve Fransa aşağıya tükürse sakal yukarı ya tükürse bıyık ama bu kadar ülkeyi özellikle Amerika ve İsrail’i öteleyerek nereye kadar gider Avrupa birliği bunu da Almanya ve Fransa’nın düşünmesi gerek!!!