Ters tepti
Amerikan çıkarları ve PKK’nın tasfiye süreci, başlıklı yazımda bazı konulara değinmiştim fakat bu kadarını tahmin bile edemedim. Şu anda müthiş bir organize karşılıklı psikolojik bir savaş var. Ya katlanarak büyüyecek ya da bu kadarıyla kalacak ki hiç sanmıyorum. Bundan sonra olayları dikkatle izleyelim. Bu savaş kiminle mi? Amerika, beslediği hükümet, DTP, PKK dörtlüsüne karşı TSK ve ulusalcı kesim ve ulusalcı partiler arasında. TSK hükümete Kürt açılımında sessiz kaldı. Hükümetin karşısında durmayarak bu konuda bir adım atmasını sağladı. Hükümette öyle yanlış bir adım attı ki devletin bütün kurumlarını PKK’lılar için seferber etti. Biz pişman değiliz dağdakilerin taleplerini getirdim dediler. İç işleri bakanı bu mektubu aldı hükümete iletti ve hemen PKK’lılar salındı. Pişman değiliz dedikleri halde salı verildi. Ergenekon soruşturmasından tutuklu olanlar daha ne ile suçlu olduklarını bilmeden iki seneye yakın Silivri’de hapis yatmaktalar. Peki ben soruyorum batı da hukuk başka, doğuda başka mı uygulanıyor? Orada çocuklar polise askere taş atıyor serbest bırakılıyor. PKK’lılar askerimizi, polisimizi şehit ediyor, ülkemizi bölmeye uğraşıyor adamlar kahraman edasında geliyor ve havai fişeklerle kutlamalar yapılıyor. Batı da adam parkta bira içiyor diye polis döverek öldürülüyor. Olaylara bakın hain AKP yine her şeyi eline yüzüne bulaştırdı. Bu süreci yönetemedi, yani asker kendini geri çekerek hükümetin zokayı yutmasını sağladı. Olaylar basına intikal etti, millet gerildi, protestolar ve yürüyüşler oldu. Sendikalar meclis önünde hükümeti protesto etti, gaziler, şehit anaları bir yandan hükümeti protesto etti. Bir gün sonra TSK hükümetin yaptıklarının kabul edilemez olduğunu açıkladı ve demokrasilerin korunamaz rejimler olmadığını ifade ederek uyardı. Aynı gece Türk jetlerinin kandilde alçak irtifa uçuşları Amerika, AKP hükümeti, DTP, PKK, Barzani’ye yani ülkemizi bölmeye çalışanlara bir tokattı. Devamın da muhalefet partilerinin yüklenmeleri HSYK’nın AKP’ye soruşturma başlatması bir psikolojik harekattır. Bu olaylardan sonra TRT’de yayınlanan bir haber Albay Dursun Çiçek’in “demokrasiye komplo plan’ının” orijinalinin Ergenekon savcılarına geldiğini iddia etmesi akabinde savcının böyle bir belge elimize gelmedi bu bir yalan haber demesi, gelse de bu bir gizli soruşturmadır demesi. Daha bugün TGRT haber kanalında silah bulundu iddiası hemen son dakika haberini kaldırması psikolojik harekatların başlayacağını işaret ediyor. Yine Ergenekon soruşturmaları, silah ve mühimmat bulmalar, TSK hakkında yalan haberler başlayacak demektir. Bunların arkasında Amerika var. TSK Amerikan oyunlarını her zaman bozduğu için rejimi koruduğu için ve bu coğrafyanın en büyük ordusu olduğu için yıpratılmaya çalışılıyor. Amerika ülkemizin, milletimizin, ordumuzun sabrını sınıyor, DTP, PKK, hain AKP’yi alabildiğine kullanıyor. Amerika, Türkiye’nin güçlü ordusu olmasını istiyor ancak kendi doğrultusunda olur. Onların çıkarlarına hizmet ederse, onlara hizmet etmediği için yıpratılarak, köşeye sıkıştırılarak boyun eğdirmek hedef. Bu hiç bir zaman olmayacak TSK kurtuluş savaşını vermiş, en zayıf anında bile dünya ya meydan okuyarak yenmiş olan ordu’dur. En önemlisi binlerce yıllık geçmişi ve imparatorluk geleneği olan bir ordu’dur.
Bu günler de PKK’nın tasfiye sürecinden bahsediyor basınımız. Bugünkü iktidar da bu işi biz yapıyoruz, kimse destek vermese de biz bu açılımı devam ettireceğiz diyor. Amerika, Avrupa bu sürecin arkasında olmasa bugün ki iktidar hiç bir halt yiyemez. Zaten terör konusunda ne bir politikası var, ne de bu konuda herhangi bir iddiası. Amerika’nın birinci olmazsa olmazı enerji güvenliği. Daha önceki yazımda bahsetmiştim ve şöyle demiştim; Bugün eğer Amerika Irak’ın kuzeyinde ki bölgesel yönetimi ( Kuzey Irak’ı ) Türkiye ye bağlayamazsa Iraktaki işgal boşuna yapılmış olur. Çünkü o bölgeyi bize bağlayamazlarsa, ya gelir İran petrol yataklarını işgal eder, ya Suriye işgal eder, ya Araplar işgal eder ya da şuan da pek gündeme gelmese de Irak kuzeyindeki bölgesel yönetimi işgal eder. Çünkü hala aralarında anlaşmazlıklar var(petrol gelirlerinde). Yani TÜRKİYE, BU BÖLGENİN HAMİSİ OLMAZSA, PETROL BAŞKA ÜLKELERİN ELİNE GEÇER VE IRAK SAVAŞI BOŞUNA YAPILMIŞ OLUR. Gelelim PKK’ya. Şu anda Amerika, Irak’ta olduğu için Türkiye harekât yapamıyor. Amerika Irak’tan çekildiği gibi Türkiye ya PKK bahanesiyle işgal edecek petrol yataklarını ya da işgal edemese de, bölge de çatışma ortamı doğacak ve petrolün güvenliği tehlikeye girecek diye bitirmişiz. Amerika’nın en önemli olmazsa olmazı enerji güvenliği. Bizim içimizde de istikrarlı ve güçlü bir orduya sahip olmamız ilk defa emperyalist devletlerle çıkarlarımız doğrultusunda uyuşuyor ve destek görüyoruz. PKK’ ya destek veren Avrupa ve Amerikalılar kendi elleriyle PKK’lıları şimdi teslim ediyor ve etmeye de devam edecek. Suriye, Irak, İran, Irak’ın kuzeyindeki bölgesel yönetim çıkarları doğrultusunda bu süreci destekliyor. Suriye Başbakanı Beşar Esad Suriye uyruklu PKK’lılara dönün bu yanlıştan, vazgeçin vatanınıza gelin diye çağrıda bulunuyor. İran PKK’nın uzantısı olan PEJAK’ a darbe üstüne darbe vuruyor. Irak Başbakanı Talabani PKK’yı topraklarımız da istemiyoruz diyor ve akabinde eve dönüşler başlamış görünüyor. Bunlar başlangıç. Şu anda yapılmak istenen dağ kadrosun da bir çözülme yaratarak zayıflatmak. Dün gelen teröristlerle beraber DTP durumdan vazife çıkarmaya ve olayları provoke etmeye çalışıyor. TÜRK halkı bunları izlerken geriliyor, kahroluyor herkes bu süreci doğru okumalı ve sabır etmeli yakında sıra PKK’dan sonra DTP’ye gelecek hiç merak etmeyin. SON HAREKÂT; Dağ kadrosunu büyük ölçü de çözüldükten sonra olacak! Büyük ihtimal bu harekât Suriye ile olacak. Zaten barış kartalı tatbikatının iptal edilerek, Suriye ile genel kapsamlı tatbikat olarak yapılmaya karar verilmesi bunun işareti. ”NEFES” diye bir film gösterime girdi. Bu filmin amacı halkı bu son harekât’a hazırlamak, vatanseverlik duygularını kabartarak halkın desteğini almaktır. Bu son harekât bayağı kanlı olacaktır. Nedeni coğrafyanın zorluğu. Ne kadar şehitte versek bu harekât yapılacaktır! Hükümetin amacı PKK’yı bitirdikten sonra, DTP’yi bitirmek olacak ve hemen erken seçime gidecektir. PKK’nın dağdan indirilip salıverilmesiyle ilk önce DTP’lilerin göğsü okşanacak. Yani DTP ve PKK’lıların kendileriyle dağdakilere psikolojik harekât uygulanacak, daha sonra PKK’ ya son darbe vurulacaktır. Yani Türk halkının da göğsü okşanarak bu iş bitecektir! Bundan sonra basında konuşulduğu gibi iki kesimin de göğsü okşanarak ”ONURLU BİR BARIŞ” yapılacaktır! Hesaplanan bu süreci dikkatli izleyelim ve sabırlı olalım. Bundan yakın bir zaman için de PKK’nın Avrupa’daki kasası tutuklandı. Bugün Fransa da PKK’ya karşı operasyon düzenlendi ve tutuklamalar oldu. Amerika ise lider kadrosunun ileri gelen isimlerini eroin ticareti yapmakla suçladı ve Amerika’daki mal varlığına el koydu. İlk defa dünyada ve devletimizin tepesinde terör konusunda bir mutabakat oluşmuştur. Sevmesem de Cumhurbaşkanı’nın tarihi fırsat kelimesi doğrudur ve bunu kast etmektedir. Herkes sabır etsin bu işi TSK da destekliyor. O yüzden herkesin içi rahat olsun. Kimse tahriklere kanmasın. DTP, PKK, Abdullah Öcalan köpeğinin misyonu bitmiştir! ”SON HAREKÂT” yakındır!
Bugünler de Ermeni açılımı diye bir şey telaffuz ediyor hükümet. Bunun da daha önceki yazım da bahsettiğim gibi hava savunma ihalesiyle doğrudan ilişkisi var. Nasıl mı? Amerikan, Azeri gazının Ermenistan’dan geçirmek için Rusları Ermenistan’dan tasfiye etmeye çalışıyor. Şuan da diplomatik yollarla bir takım girişimler de bulunuyorlar ki bu işe yaramayacak ve imzalanan protokoller iki ülke meclisinden geçmeyecek. Bundan sonra, büyük olasılıkla askeri güç denenecek. Türkiye büyük olasılıkla Karabağ’ı bahane ederek, Amerikan destekli, Ermenistan’a nota verecek. Ermenistan’ın ve Rusya’nın böylece iki seçeneği kalacak 1. KARABAĞDAN ÇEKİLMEK. 2. ÇEKİLMEYEREK ÇARPIŞMAK. 1.’si olursa Rusya büyük ölçüde prestij kaybeder ve enerji hatlarından birisi kaybeder ki büyük olasılıkla çekilecektir. Hükümet geçen aylarda Rusya ile yirmi anlaşma birden imzaladı bu büyük planın parçasıydı. Neden? Çünkü Rus’ların orta doğuya giden bir boru hattı ve Karadeniz’den kara sularımız içersinden Avrupa’ya açılan boru hattının geçişine hükümet izin verdi. Askeri alanda iş birliği ve birçok alan da bir sürü anlaşma. Bunlar Rus’ların geri çeviremeyeceği ve Rusya için hayatı anlaşmalar. Türkiye ile çarpışmayı göze alamazlar ve çekilmek zorunda kalacaklardır. 2.’si olursa bahsettiğim hava savunma ihalesi zaten buna hazırlıktır! İhaleyi göstermelik yaparak sözde 7,5 milyar dolar’lık Amerika’nın füzeleri ve 3 bin askeri daha olası Rus saldırısı için Türk topraklarına gelecek. Rus’lar karşı notayı verdiği anda hemen NATO’dan tam destek ve asker kaydırırız, üçüncü dünya savaşı olur diye meydan okumalar gelecektir. İslam ülkeleri, Pakistan, İran, Suriye vs ülkelerden olası harekât için tam destek gelecektir! Bütün kozlar bizden yana. Mecbur çekileceklerdir! Amerika’nın ve Avrupa’nın Ermenistan’da ısrar etmesinin sebebi Rus-Gürcü savaşıdır. Bu savaşta Rus’lar Gürcistan’ı işgal etmiş ve ordusu büyük ölçüde dağıtılmıştır ve yarın ne olacağını kimse bilemez bir bakmışsınız Rus’lar yeniden girmiş Gürcistan’a o yüzden Gürcistan petrol ve gaz geçişi için güvenilirliğini kaybetmiştir. Azeri gazı şu ana kadar Gürcistan üzerinden batıya iletilmekte idi. Artık güvenilirliğini kaybetmiş. Gürcistan yerine Ermenistan üzerinden Azeri gazının geçirilmesi planı peşinde Avrupa ve Amerika. Bizim çıkarlarımız açısından baktığımız zaman değişen bir şey yok. Rus’lar enerjiyi bize silah gibi hiçbir zaman kullanamaz, aksine bizi kendine çekip batıya meydan okuyacağı günü sabırsızlıkla beklediğini söyleyebiliriz ve Rus-Gürcü savaşın da bir yalan haber yüzünden Türk’ler bizim tarafımıza geçti diyerek halk meydanlara aktı. Bırakın hükümeti halk bile Türkiye’nin ne kadar önemli bir ülke olduğunu anlamış durumda. Daha önceki yazımda yazmıştım, yeni yüzyıl da Türkiye kimin tarafın da olursa dünyayı o yönetir. Rus’lar bunun farkında. Rus-Türkiye gerginliği bizim çıkarlarımıza hizmet etmiyor. Bunun arkasında Avrupa ve Amerika var. Bütün boru hatları bizim topraklarımız ve kara sularımızdan geçiyor. Rusya enerjiyi batıya ve Amerika’ya karşı kullanıyor. Bizim Rus’lar bir sorunumuz yok. Olası Rus-Türk savaşın da Amerika ve Avrupa’nın çıkarları için bizim askerimizin ve bizim insanımızın kanı akacaktır. Gürcistan ne oldu? Sakaşvali Amerika ve Avrupa’nın çıkarları için ülkesi işgal oldu. Açlık bir yandan, sefalet bir yandan halk ne olduğunun farkın da bile değil. Nasıl bu duruma geldik diye soruyor ama nafile! Sakaşvili başka güçlerin başbakanıdır. Gürcistan’ın değil! Tıpkı bizim başımızdaki yöneticilerin olduğu gibi! TSK’nın Rusya ile iyi ilişkiler için de olması bizim menfaatimizedir. Batı ve Amerika en ufak bir diplomatik kriz de askeri silah satışına son veririz diye baskı yapıyor, bu da bizi Rusya’ya daha çok yakınlaştırıyor. Kaldı ki artık TSK birçok ihtiyacını kendi karşılıyor. Yapılan baskılar da İsrail örneğinde olduğu gibi hava da kalıyor. TSK her şeyin farkında, bu hainliği önleyecektir. Olası Rus-Türk gerginliği bizi askeri ve ticari anlam da alternatifsiz bırakır. Yani batının ikiyüzlü politikaları ve anlamsız baskılarıyla tek başımıza kala kalırız demektir. TSK ihaleyi Rus’lara vererek, Amerika, Avrupa ve hükümet üçlüsü, TSK’dan büyük bir tokat yiyecektir! Bekleyelim ve görelim!
Bildiğiniz gibi Türk Silahlı Kuvvetleri geçtiğimiz günler de hava savunma kalkanı için ihale açacağını duyurdu. İhaleye katılacak ülkeler büyük olasılıkla Amerika, Rusya, Çin ve İsrail olacak. İsrail’den başlayalım; geçtiğimiz günler de Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ”one minute” çıkışından sonra İsrail ile askeri alanda bağlar kopma noktasına geldi. Çünkü Türkiye’nin acil ihtiyaç insansız hava aracı (iha) ihalesini İsrail kazanmış one minute olayından sonra teslimatları geciktirmiş ve ardın da Türkiye’ye teslim edilmeyeceği İsrail’li yetkililerce açıklanmıştı. Teslim edilen araçların, istenilen irtifaya ulaşmaması da TSK’yı oldukça rahatsız etmişti. Buna kızan TSK acil olarak insansız hava araçları için düğmeye bastı ve beş çeşit hava aracı geliştirmeyi başardı. Bunlar şu şekilde, TURNA; Düşman uçaklarıyla karargâhı arasın da uçurularak birbirleriyle bağlantıyı koparan ve frekans karıştıran bir uçak ve rampadan fırlatılıyor. Mini insansız hava aracı (iha);Her mangaya birer tane dağıtılmış olduğu söyleniyor, omuzdan atılan ve rampadan fırlatılan iki versiyonu olduğu söyleniyor. Menzilleri ve diğer özellikleri bir sır. Büyük insansız hava aracı(iha); Adı, menzili, çıkabildiği irtifa, havada kalış süresi şu anda bir sır. Seri üretime geçildiği söyleniyor ve dünyanın en iyilerinden bir olduğu söyleniyor. Bombardıman amaçlı insansız hava aracı; Bu uçağın da bilgileri bir sır. Üretimi çok iyi olacak, terörle mücadelede F16’lar yerine bu uçaklar uçurularak. Büyükçe bir masraftan kurtulmuş olacağız. İnsansız mini helikopter; Bunun da bilgileri bir sır. İsrail ile son yaşanan barış kartalı tatbikatı krizi de cabası. Hemen Türkiye’ ye yeniden insansız hava araçları teslim etmeyeceğiz, teknolojik silah satışı yapmayacağız diye açıklamalar da bulundu. Ardından Amerika’ya şikâyette bulundu. Oradan da desteği alamayınca bocalamaya başladı ve bizim Türkiye ile köklü bağlarımız var, her sorunu aşarız dendi. Ardından TRT’de yayınlanan bir dizi patlak verdi, İsrail’e karşı Türk halkını kışkırtıyormuşuz diye açıklamalar. Ardından Türkiye bu tatbikatı Suriye ile genel kapsamlı bir tatbikat yapacağını açıklaması ve Suriye ile bir daha ara buluculuk yapmam diyerek tehdit etmesi İsrail’e büyük bir tokat niteliğinde idi. Bu, TSK’nın açtığı ihaleye gelirse hem katıldığı için hem kaybettiği için büyük bir tokat ta orda yiyerek şamar oğlanına dönecektir! İsrail büyük olasılıkla Patriotlarla gelecektir. Bunlar basınımızda şişirildiği kadar etkili füzeler değiller. Saddam’ın o adi füzeleri bile İsrail’in hava savunmasını adeta paramparça yapıp paçavraya çevirmişti. Yüz füzenin sadece dördünü engelleyebilmiştir. Yani bu füzeler teknoloji olarak beş para etmez.
ALLAH EVLERİNDEKİ FARELERE; Bu günlerde ki cami mahyalarına ”NE MUTLU TÜRKÜM” diyene, ”ORDUMUZA ŞÜKRAN BORÇLUYUZ”, ”MİLLİ BİRLİK ESASTIR” camilerimize ”TÜRK BAYRAĞI” asmayalım, Türk olmayan vatandaşlarımıza, ayrımcılık oluyor diyen hainlere, bunun neresi sizi rahatsız ediyor? Bu büyük Türk Milleti 174 sene tüm İslam alemini haçlı seferlerinden korumuştur ki bunlar yüzlerce sefer, oluk oluk Türk askerinin kanı akmıştır. Anadolu’ya İslamiyet’i getiren bu millettir, bu ordudur.Bu millet hala İslamiyet’i, Anadolu’yu en önemlisi insanlığı korumaya devam ediyor. Bir dönem, bu millete İslamiyet’in kılıcı denmiştir ve en önemlisi peygamberimizin övgüsünü alan tek millettir! Mazlumların sığındığı tek kaledir. Yani gerçek demokrat, insana insan olarak bakan, ne olursan ol gel diyen bu millettir. Peygamberimizin fetih müjdelediği tek millettir, İstanbul’un fethini şöyle müjdelemiştir Hz Muhammed (SAV) ; ”O, ASKER NE GÜZEL ASKERDİR, O MEHMET NE GÜZEL MEHMETTİR, O MEHMET FATİH SULTAN MEHMETTİR.” demiştir peygamberimiz. Bugün camilerimize asılmasını istemediğiniz ”MİLLİBİRLİK ESASTIR, ORDUMUZA ŞÜKRAN BORÇLUYUZ, O TÜRK BAYRAĞI” Irak’ta camiler de ordumuza şükran borçluyuz, milli birlik olmadığı için bugün Irak’ta 2 milyon insan öldü. Bu gün o camiler de Irak bayrağı asılmadığı için Amerikan bayrakları asılıyor. O ALLAH EVLERİNİ AMERİKALILAR, PİS BOTLARIYLA ÇİYNİYOR, YIKIYOR, ”VATANI OLMAYANIN DİNİ DE OLMAZ, DİLİ DE” O YÜZDEN BUGÜNLERDE ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” DAHA FAZLA SÖYLEYELİM. ÇÜNKÜ BU ÜLKENİN DAĞINA, TAŞINA, CAMİLERİNE, FARELER GİRDİ! FETULLAHÇI PİS FARELER! Irak’ta 2 milyon masum insan öldü, camiler bombalandı, Müslüman kadınların ırzına geçildi. Kesimden tek ses çıkmadı, utanmadan birde meclise Amerika ile beraber oraya girmek için teskere getirdiniz. Bu yazılardan rahatsız olan da bu kesim, ne yazalım? Ne mutlu Kürt’üm diyene mi? Amerikan ordusuna şükran borçluyuz mu yazsaydık? Ya da Amerikan bayrağını mı assaydık? İyi olurdu dediğinizi duyar gibi oldum. Bu yazıların camiler asılması, İstanbul’un kurtuluşun da olmuştur. Belki de asıldığı tarih sizi rahatsız ediyor kim bilir? Bu millet içindeki farklı kimlikten olan insanları Allah’ın emaneti olarak görmüştür. Bu hükümet git gide ülkenin içini boşaltıp, kendisi gibi kimliksizleştirmek istiyor. GELECEK GÜNLERDE BU HÜKÜMETİN BAŞINA BAKALIM NELER GELECEK. HEP BERABER GÖRECEĞİZ. AMERİKA, TÜRK MİLLETİYLE DEĞİL, ASLINDA KENDİ VARLIĞIYLA OYNUYOR. BUNU İLERLEYEN GÜNLERDE AÇIKLARIM. BU MİLLET İSLAMİYETE VE İNSANLIĞA EN BÜYÜK HİZMETİ VERMİŞ MİLLETTİR, MUSTAFA KEMAL’DE BUNLARDAN BİRİDİR! BU YÜZDEN: ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” DİYORUM!”
Bakın Ekimin 3’ünde ki yazdığım yazıya. Ne demiştim orada; Türk korkusu ve akabinde Avrupa Birliği diye şöyle devam etmiştim. Zaten Avrupa birliğine almamalarının en büyük sebeplerinden biridir. Türk korkusu! Düşününce saçma gelebilir fakat bundan daha doksan yıl öncesine kadar o coğrafyayı biz yönetiyorduk. Bizim Avrupa Birliğine girmemiz demek; bütün Balkanların Türkiye ye doğru kayması demek Türkiye büyük bir ülke hem askeri bakımdan hem coğrafi hem de millet olarak. Dünya çapında 250 milyon Türk var ve büyük çoğunluğu Avrupa ve Balkanlarda. Müslüman kesimi de unutmamak lazım. Bunların aynı anda Türkiye ye kayması demek yani bugün Avrupa Birliğinin ağar topları kendi elleriyle Avrupa Birliği fonlarıyla kendi elleriyle Türkiye’yi ekonomik olarak geliştirmiş olacak. Hem de bütün bu coğrafyayı Türkiye’ye teslim etmiş olacak. O yüzden Almanya Başbakanı: Merkel’in seçim propagandalarına kızmamak lazım. Ne diyordu seçim propagandasında Sayın Merkel? (BERLİN, İSTANBUL OLMAYACAK) Bu gün Türkiye’nin hem Rusya hem Amerika hem de İsrail ile menfaatleri uyuşuyor. Gelelim Müslüman ülkelere. İran, Suriye, Türkiye’nin askeri anlamda arka bahçesi denilen Pakistan, Irak bunlar da Türkiye olmadan yaşamayacağının farkında oldukları için Türkiye’ye her geçen gün daha da yakınlaşmaktalar ve Türk Cumhuriyetleri, onlarda aynı şekilde her geçen gün yakınlaşmaktalar. TÜRKİYE BÖLGEDE YÜKSELEN GÜÇ. Askeri anlamda her geçen gün zayıflayan bir Avrupa var. Bugün Türkiye Nato’nun en büyük ve en güçlü ordusudur. Avrupa her yıl askeri harcamalarını düşürmekte buna rağmen Türkiye ise bütün engellemelere rağmen, her yıl savunma bütçesini arttırmakta ve birçok ihtiyacını da kendi karşılamaktadır. Bu yüzden Türkiye’nin Nato’dan çıkması demek Avrupa da aşırı derecede güvenlik zafiyeti oluşacak demek. Yani Almanya ve Fransa aşağıya tükürse sakal yukarı ya tükürse bıyık ama bu kadar ülkeyi özellikle Amerika ve İsrail’i öteleyerek nereye kadar gider Avrupa birliği bunu da Almanya ve Fransa’nın düşünmesi gerek! Diye bitirmişiz. Daha önce Obama özelllikle, Avrupa birliğinin ağar toplarından Fransa ve Almanya’nın Türkiye’nin Avrupa Birliğine girmesi için bu ülkelere ikna ziyaretin de bulunacağını bildirmişti. Sayın Almanya Başbakanı: Merkel, Amerika bizim iç işlerimize karışamaz diye meydan okumuştu. Ne oldu Obama Fransa’yı ziyaret etti, Almanya’ ya gideceği halde orya gitmeyerek son anda geziyi iptal etti. Akabinde seçim oldu ve Merkel iktidarının yarısını kaybederek koalisyon ortağı oldu. Hem de sosyal demokratlarla. Gelelim Fransa’ya. Obama ile görüşen Sarkozi, Türkiye için, Obama’ya ağız burun kıvırdı. Ne oldu akabinde, 7 Ekim de Abdullah Gül Fransa’yı ziyaret etti. Bakanlarla, çiçeklerle karşılamalar. Yedirmeler, içirmeler, hiç görülmemiş bir ilgi, meşhur kulelerini bile Türkiye için hayatların da ikinci defa başka bir ülkenin bayrağının rengini, Abdullah GÜL için Türkiye için kırmızı beyaz renkli ışıklarla süslediler ve havayi fişek gösterileri altın da Türk Bayraklı vatandaşlarımızın kırmızı beyaz Türkiye diye bağırdığını düşüne biliyor musunuz? Bu görüntüler, Türkler Ermeni’lere soykırım yapmamıştır diyenleri hapse atan Fransa’dan ve yalakalığın bu kadarı olmaz. Bir de bu yılı Türk mevsimi olarak seçtiler. Pes yani değil mi? Gelelim Fransa ve Almanya’nın düne gelince Türkiye’ye karşı silahlandırdıkları Yunanistan’a, düne gelince oniki adalara asker kaydıran ki anlaşmalara aykırı olarak, Kıbrıs’ı Avrupa Birliğinin olmazsa olmaz koşullarından biri olarak dayatılıyordu, ne oldu? İlk önce asker kaydıran kara kuvvetleri komutanı, görevinden oldu. Daha sonra Kıbrıs’ı bize zorla dayatan, eski Başbakan Karamanlis bir anda görevinden oldu ve Türkiye ile iyi ilişkiler isteyen, Türkiye’ye daha ılımlı olan Papandreo başa geldi. İlk ziyaretini de ne hikmetse Türkiye’ye yaptı. Açıklamalarında dikkat çekici bir nokta vardı. Avrupa Birliği için ruhban okulu falan dedi. Hâlbuki bu istek Yunanistan’ın değil Amerika’nın isteğidir. Bunların içinde ”KIBRIS MESELESİ” yok! Ne ilginç değil mi? Ya Allah’ın sopası yok ya da Amerika hepsini birer birer yerlerine oturtuyor. Ha bu arada Yunanistan Başbakanı şu tarih itibariyle hala Türkiye’de ne ilginç değil mi? Abdullah Gül de nazlanıyor şimdi. Türkiye belki Norveç gibi kendi yolunu seçer diyor. Yani istemem ama yan cebime koy diyor. İngiliz’ler zaten bizim Avrupa birliğine ilk başvurduğumuzdan beri, Avrupa birliğine girmemizi istiyor, Çek Cumhuriyeti, Polonya zaten dünden razı! BUGÜNDEN DAHA SÖYLÜYORUM ” AMERİKANIN DESTEĞİ İLE TÜRKİYE AVRUPA BİRLİĞİNE GİRECEKTİR! Bill Clinton iktidardayken, şu sözleri söylemişti, ” TÜRKİYE YENİ YÜZYILDA KİMİN TARAFINDA OLURSA, DÜNYAYI O YÖNETİR!”. Çok önemli ve doğru bir tespit.
Bizlere sakın demokratlıktan yada demokrasiden bahsetmeyin. Sözüm Kürt açılımını, demokratik açılımı olmadı milli birlik projesini, bu büyük millete zorla sindire sindire dayatmaya çalışanlara. Sözüm kendini demokrat sanan Avrupalılara, sözüm Avrupa’daki Kürt kardeşlerimize, artık ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” demeyin diyenlere ULU ÖNDERİMİZ GAZİ MUSTAFA KEMAL, ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” dediği zaman, örümcek beyinli siz Avrupalılar, siz hepiniz biz üstün ırkız iddiasında bulunarak milyonlarca insanı katlettiniz, siz örümcek beyinli, kendini demokrat sanan Avrupalılar. Almanya da milyonlarca Yahudi’yi, ekmek fırınlarında yaktınız, onlardan sabun yaptınız, düğme yaptınız. Ulu önderimiz ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” dediği zaman, Japonlar, Çin’de üç yüz bin kişilik şehirde, bebek, kadın, genç, yaşlı demeden kılıçtan geçirdiler. Hatta bebekleri canlı canlı annelerinin gözü önünde ateşe attılar. Annelerine bu vahşeti izletip sonra öldürdüler. Hele o Amerikalılar yok mu? Hani bizi yönetenlerin icazet aldığı zalimler, kendini demokrat sanan Amerikalılar, bizlere ”büyük Türk milletine” demokrasi ve demokratlık dersi vermeye çalışan o Amerikalılar. Ulu önderimiz Gazi Mustafa Kemal ”NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE” dediği zaman, kendini demokrat sanan o Amerikalılar, zencileri katleden siz o Allah kullarını aynı otobüsle yolculuk yapamayacak kadar aşağılık sanan ve bu pis milletinizle birleştiğiniz görüşü kanunlaştıran, Amerikalılar. Aşağılık olan sizlersiniz, kızıl derilileri katleden, Irakta iki milyondan fazla masum insanın ölümüne sebep olan sizler, siz aşağılık Amerikalılar değilmisiniz. Ama o insanların da bir gün rövanş şansını yakaladığı zaman yaptıklarınızı birer birer ödeyeceksiniz! Sizin demokratlığınız, kendi çıkarınıza olan demokratlıktır. Kendi içiniz de birleştirici, sınırlarınızdan dışarı çıktığınız zaman, demokratlığı, demokrasiyi ülkeleri bölmek için kullanırsınız. Azınlık hakları, kültürel haklar diye diye önce otonomi sonra özerklik daha sonra federasyon ve akabinde bölünme olur! Yada yavaş, yavaş, bölünmeye giden kapı aralanır. Bugün ülkemize baktığımız zaman Kürt kardeşlerimiz kültürünü yaşıyor, kendi dilini konuşa biliyor, meclise baktığımız zaman (CHP-MHP-AKP ve kendi kurmuş oldukları ve tamamının Kürtlerin oluşturduğu bir partileri var), ve buda açıkça gösteriyor ki Kürtler ve Türkler aynı haklara sahip. Türkler ve Kürtler tarih için de kaynaşmışlardır. Bu gün yurdumuz binlarce şehit annesi, babası, kardeşi var. Türkiye de her şehit verildiğin de dün olduğu gibi bugün de hala Türk- Kürt kardeştir! Pkk kalleştir demesi, bu milletin ne kadar sağduyulu olduğunu, düşmanının kim olduğunun bildiğini, her işin farkında olduğunu gösterir. Kendine demokrat diyen siz Avrupalılar hemen yanı başımızda ki Yugoslavya’yı ilk önce dış baskılarla federatif yapıya geçirdiniz, sonra o pis ajanlarınızla bölmediniz mi? Balkanlar da demokrasi adına oluk oluk kan akıtan sizler değil misiniz? Bugün Afrika’nın birçok ülkesine baktığınız zaman cetvelle çizilmiş gibidir, ama gerçekten de zalim, sömürgeci, kendine demokrat diyen bu örümcek beyinli Avrupalılar, bu ülkelerin sınırlarını gerçekten, cetvelle çizmiştir. Akılları sıra şimdi, pis ajanlarıyla Türkiye’yi bölecekler, Avrupalıların anlayamadığı bir şey var, ”Türklerin binlerce yıllık devlet geleneği!” ki, anlamamaları normal. Bu batılılar da Türkler de olan tarihin yarısı yok. Bu gün ülkemizde birsürü olay oluyor, diplomatik krizler yaşanıyor, dayatmalar oluyor, ermeni açılımı, Kürt açılımı, mecliste ki hainler, şehitler veriyoruz, yine de analarımız ne diyor? Tek kelime ”vatan sağ olsun!” Kimse demiyor yine de, yeter artık, biz silah alıp onlarla dağa çıkar çarpışırız! Vatan sağ olsun bir çocuğum olsa onu da gönderirim diyor, ya da sessiz kalıyorsak Türkiye Cumhuriyeti Devletine bağlılımız, şanlı ordumuza sadakatimizdendir. Devlet izin versin biz çarpışırız diyor, ama kimse kendi aklına estiği gibi haraket etmiyor, bütün kışkırtmalara rağmen, hiçbir Kürt vatandaşımız Türkiye satın da herhangi bir saldırıya maruz kalmamıştır Bugüne kadar. (”devlet geleneğinden kastım da budur!”) bu Avrupalıların unuttuğu bir şey daha var, bizim sınırlarımız, başka ülkelerin sınırları gibi cetvelle çizilmedi! Kemiklerle, parçalanmış şehitlerimizin bedenleriyle, kanla çizildi, bu toprağı koruyan sadece Türk Silahlı Kuvvetleri değil, polis teşkilatımız değil, kahraman halkımız değil, bu toprağı koruyan bu kandır! Allah tır! Dünya da hiçbir ülke bu millete demokrasiden bahsedemez. Bu büyük millet kalben ve fikren var oluşundan itibaren demokrattır. Bu gün Osmanlı’nın çekildiği coğrafyalara bakın, balkanlara, orta doğuya bakın. Buralar ağlıyor, Osmanlıya ağlıyor, Kur-an’a alıyor, adalete ağlıyor. Demek ki zalim olan biz değil, siz siniz. 







